Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow İrşad ve Hitabet arrow Tefsir Dersleri arrow HÜMEZE SURESİNİN TEFSİRİ
Advertisement
HÜMEZE SURESİNİN TEFSİRİ PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 16 Şubat 2009
Yazı Index
HÜMEZE SURESİNİN TEFSİRİ
Sayfa 2

M. Ali KAYA

GİRİŞ
Kur’an-ı Kerimde 104 sure olan Hümeze Suresi 32. Sure olarak Mekke’de inzal edilmiştir. 9 ayet, 30 kelime 130 harftir.

Sure insan haysiyet ve şerefini korumayı amaçlamaktadır. Bu sebeple ismini insanı gıybet ve arkadan çekiştirerek onun haysiyet ve şerefini lekedar etmek anlamındaki “Hümeze” kelimesinden almıştır. Yüce Allah bu surede malı ile övünen, insanları arkadan çekiştiren ve alay edenleri büyük bir azap ile tehdit etmektedir. “Hümeze” kusur saymak, “Lümeze” ise alay edip küçük düşürmek anlamına gelmektedir. (V. Zuhaylî, Tefsiru’l-Münir, 15:624) 
 
Kur’ân-ı Kerimin ortaya koyduğu hükümlerde genel kural şudur: “Sebebin hususiliği lafzın umumiliğine zıt değildir.” Yüce Allah hususi sebepler tahtında ayetini inzal buyurmuştur; ama ayetler umumiyet ifade ederler ve kıyamete kadar geçerli olan umumi kuralları vazeden hükümler ortaya koyarlar.


NÜZUL SEBEBİ
Velid b. Muğire, Ümeyye b. Halef, Ahnes b. Şüreyk hakkında inzal edildiği rivayet edilir. (İbn-i Kesir, Tefsir, 4:450) Onlar zengin ve önde gelen kimselerdi. Bütün işleri malları ve kendileri ile övünmek ve mallarını biriktirip saymak ve peygamberle alay etmek, mü’minleri ayıplamak, dilleri ile ve işaretlerle alay etmekti. Peygamberimizi (sav) ve sahabeleri gıyabında gıybet ederler, yüzlerine karşı da dilleri ile ayıplayarak incitirlerdi. Bu durum müşriklerin ileri gelenlerinin çoklarında vardı.

Sure, mutlak üslubu ile mü’minlerin alay etmemeleri, dilleri ve hareketleri ile insanların manevi şahsiyetlerini rencide etmemelerini istemiş ve bu davranışları yasaklamıştır.

YÜCE MEÂLİ
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla...
1. İnsanları diliyle ve kaş ve göz işaretleri ile alay eden, gönüllerini kıranların vay haline!
2. O insan ki malı yığar ve sayar.
3. Malı da kendisi de dünyada ebedi kalacağını zanneder,
4. Hayır! Yemin olsun ki o, Hutameye atılacaktır.
5. Hutame’nin ne olduğunu nasıl anlayacak ve nereden bileceksin.
6. O Allah’ın tutuşturulmuş ateşidir.
7. Gönüllere ve kalplere işler.
8. O ateş dolu cehennem üzerlerine kapanıp kilitlenecektir.
9. Uzatılmış sütünlarla...

TEFSİRİ
1. İnsanları diliyle ve kaş ve göz işaretleri ile alay eden, gönüllerini kıranların vay haline!
Hümeze:
Çekiştirici, dürtücü, ayıplayıcı, çimdikleyici, kakıcı, istihza eden ve gıybet edici ve arkadan konuşan demektir. Yine “Hümeze” dil ile zarar veren, gıybet, dedikodu, ayıplama ve gammazlık yapan kimse demektir. Velid b. Mugire ve benzerleri kötü lakaplar takarak insanlarla alay ederdi.
Lümeze: Herkese bir ayıp ve kusur bularak azarlamayı ifade eder. El ile ve işaretlerle, kaş ve göz işaretleri ile alay eden anlamına gelir. Buna insanları güldürmek için davranışlarını taklit edenler buna dâhildir.
Yüce Allah bir ayetinde “Kendi nefsinizi ayıplamayın” (Hucurat, 49:11) buyurur. Yüce Allah bu ayette başkasını ayıplamayı yasakladığı gibi, kendi nefsini ayıplamayı da yasaklamıştır. Çünkü insanın kendisini günahından dolayı kınaması ayrıdır, kendini devamlı olarak suçluluk psikolojisi ile öz güvenini kaybetmesi ayrıdır. Kendine olan özgüvenini kaybeden kimse hayatta hiçbir şeye cesaret edemez.
İbn-i Abbas (ra) “Hümeze, gıybetçi, lümeze ayıplayıcı anlamına gelir” demiştir. Bu gerçekten ahlâkî bir problemi ve kişinin düşük seviyesini gösteren bir davranış şeklidir. Başkalarını onların bulunmadığı yerde gıybetini yaparak, hazır bulundukları yerde de ayıplayarak incitmek kişinin düşük ve basit ruh halini ve düşük ahlakî durumunu gösterir.     

2. O insan ki malı yığar ve sayar. 
Dünyada ebedî kalacak gibi dünya sevgisini kalbinde taşımak, bunu da malı yığarak sayma ve her şeyden çok paraya ve mala değer vermekle göstermek de düşük bir ahlakî durumdur. Bir kimsenin ölümü düşünmemesi ve dünyada ebedi kalacak gibi davranması cehalet olarak ona kâfidir. Malını biriktirerek cimrilik edip kimseyi faydalandırmaması da günah olarak kendisine kâfidir.
Hukemâ “Bir insana şeref olarak cömertlik, düşkünlük olarak da cimrilik yeterlidir. Cömerdin malında bereket vardır. Cimrinin malı ise insana fayda sağlamaz. Cömerdin ekmeği şifa, cimrinin malı insana sıkıntı ve zarar verir” demişlerdir.

3. Malı da kendisi de dünyada ebedi kalacağını zanneder.
Dinin her şeyden önce insan “Allah’ın baki, Allah’tan başka her şeyin fani” olduğunu öğretir. Topladığı malına güvenir ve malı olmayanı ayıplar, malının kendisini her yönden koruyacağını zanneder. Hâlbuki iman, sıhhat, huzur, şifa ve mutluluk gibi güzel nimetlerin hiçbiri mal ile alınan şeyler değildir. Aynı şekilde Allah’ın rızası ve cennet de malı insanların hizmetine ve faydasına kullananlar içindir.
Yüce Allah gözleri malda, işleri güçleri gammazlıkta olanların durumunu açıklamaktadır. Biriktirdiği malın başına ne belalar açacağını düşünmezler de kendilerini her türlü tehlikeden mallarının koruyacağını zannederler. Böylece hayal dünyalarında kendi kuruntuları ile yaşarlar.


 
< Önceki   Sonraki >

Asırların Rehberleri: Mücedditler

Hz. İsa ve Günümüz İsevileri

CİHAD

Din, Akıl ve İslam

CUMHURİYETİN MANEVİ TEMELLERİ